23 Temmuz 2017 Pazar

Balkon Nimetleri

Bahar ayı gelince bende de balkon bahçesi aşkı depreşmeye başlar. Her sene kendime göre bir şeyler yapıyorum. Bu sene domates salatalık fidelerine hiç bulaşmak istemedim ama bir yerden hazır salatalık fidesi gelince almadan duramadım. Domates ise tam bir muamma oldu. Domates tohumu ekmemiş olmama rağmen çiçek saksılarından birinde kendiliğinden domates filizlendi. Balkonda ıvır zıvırdan kendi düştü büyüdü diye düşünüyorum. Ben büyüyen şeyin domates olduğunu anlayana kadar epey bir zaman geçti. Geçen hafta çiçek dökmeye başlayıp, yaprakları da buram buram domates gibi kokmaya başlayınca, bu hediye karşısında acayip mutlu oldum. 
Fakat bu zamansız mutluluğum kısa sürdü. Bu sabah balkonu yıkarken katlanan sandalye birden kayıp domatesin üstüne düşünce kökten kırılmasına sebep oldu. 
Nasıl üzüldüğümü anlatamam. Zavallı hiçlikten gelip yine hiçliğe gitti. Oysa ne güzel çiçek dökmeye başlamıştı, epey heveslenmiştim. Salatalıklar ise şahane. sürekli gidip gelip kaç tane olduklarını sayıyorum. 
Kekik ve diğer otlar vazgeçilmezlerden birde perilla yapraklarının büyüdüğünü görürsem benden mutlusu yok.

16 Temmuz 2017 Pazar

Yaz ve Güneş

Yaz mevsimi insanı değilim, korkarım hiç bir zamanda olmayacak gibi görünüyor. Beyaz tenli biri olarak en büyük kabusum güneşte kalıp kızarmak. Üstelik güneş kremi kullanmadan dışarı çıkarsam kıyafetin örtmediği yerlerde kaşıntı başlıyor ki, bu beni deli ediyor.


Yaz mevsimi denildiğinde aklıma ilk gelen şeyse annemin üzücü bir hatırasıdır. Benim bebekliğim babamın askerlik dönemine denk gelince, annemde mecburen köye kayın validesinin yanına gitmiş. Buğdayların hasat edildiği temmuz-ağustos aylarında, tarlada fazla çalışınca güneş çarpması kaçınılmaz oluyor. Ciddi bir güneş çarpmasından bahsediyorum öyle gölgede istirahat edip sıvı alımıyla düzelemeyecek kadar ciddi. Annemi hastaneye kaldırmışlar, günlerce ayağa kalkamamış ve benimle bile ilgilenememiş. Annemin bu hatırası nedense hep içimi acıtır. Annem ve kendim adına üzülürüm. Çocukken yaz tatillerinin klasiği olan köye ziyaretlerimizde ben ve kardeşimde mutlaka güneş çarpmasından nasibimizi alırdık. O zamanlar köyde özgürlüğün tatlı rehavetiyle ilk günler anne sözü dinlemez, çok dışarıda kalıncada malum sonla karşılaşmamız kaçınılmaz olurdu. Tatile çıkacaklar için, oldukça ciddi bir durum olan bu konuda, Memorial'ın güneş çarpması için hazırladığı yazıyı bir okuyun derim.

İşte bu yüzden bende kendi çocuğuma karşı hep pür dikkat geçirdim yaz aylarını. Bebekken özellikle dahada titizlendiğim dönemlerdi. Güneş kremi, pamuklu açık renk ince kıyafetler, güneş gözlüğü ve şapka olmazsa olmazımız. Bir şey olmaz ya çocuk gezsin oynasın laflarını bilhassa duymazdan geldim ve halende gelmekteyim.


Yaz mevsimini hafife almayın. Güneş deyip geçmemek gerek. Dikkatli olup önleminizi alın ki, sonradan daha büyük sorunlarla uğraşmayın.