2 Aralık 2017 Cumartesi

Ufak Tefek Meseleler

Evde hasta çocuk olması o evin bütün enerjisini sömürüyor. O köh köh öksürme efekti yok mu? evden kaçıp gidesim geliyor.

Bu hafta yine hastalıkla geçti. Salı sabahı kulak ağrısıyla başlayan maceramız tam gaz devam ediyor. Öksürük aşamasına da terfi ettik çok güzel oldu. Hastalığın seyri artık her iki kulağınında ağrıyor olmasıyla arşa ermiş bulunmakta.

Böyle zamanlarda yatağa gidip içine büzüşüp yatmak ve yorganın altında unutulup gitmek istiyorum. İstemekle olmuyor tabi! İştahsız ve hasta bir çocuğa yedirme amacıyla yapılması gereken yemekler, yıkanması gereken çamaşırlar, temizlenmesi gereken evler var. Buna rağmen hiç birini yapmak istemeyen birde ben varım işte.

Kış uzun geçecek şimdiden belli oldu.

1 Aralık 2017 Cuma

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Kasım 2017 Cuma

Bitti

Çok şükür bir  haftayı daha bitirdim.
Pazartesi ve cuma arasında mekik dokuyor, kuyruğunu kovalayan bir köpek gibi hissediyorum. Hastalıklar olmasa başım üstüne her şeye varım ama şu çocuğunun hasta olması hali yok mu?...

Neyse neyse geçelim bu mevzuları artık. Ege iyi, annem iyi, her şey iyi ve her şey güzel yani. Gel gelelim, her gün beş sefer okuma yapın diye tembihleyen öğretmene rağmen, iki tekrarı ancak yapıp arkasından da eyvah beş kere okumaya zaman kalmadı diye veryansın eden bir oğulla cebelleşip duruyorum. Okumayı söktükçe marketteki ürün ambalajlarını okuma hevesini görmek çok keyifli. Kitap delisi anneye rağmen okumaya üşenen babaya çekmiş gibi görünse de, gelecek kim bilir neler getirecek diyor ve kuyruğu dik tutuyorum. Halen bana çekebilir!

Okulla ilgili yazılabilecek o kadar malzeme var ki ve fakat herkes çokça bunlardan yazdığından gına geldi. Ben bu nevri dönük anneler için, deli veli hastalığı diyorum. DVH hastası diye mimlediğim tiplerden itina ile uzak duruyorum. Kaçınılmaz olarak katılmış olduğum sınıfın whatsapp grubunda mecburen denk geldiğim garip diyaloglar günüme neşe katıyor. Oldukça değişik kafalar yaşayan bu kadınları okudukça analiz etmeden duramıyorum. En büyük kriz tabi ki ödev mevzusu. 1.sınıf ödevi dediğin nedir? Kafaların bu kadar karışık olmasını çözemedim. Ödevle ilgili bilgiyi okuyan ama okuduğunu anlayamayanlardan tut da, okumaya bile üşenip utanmasa vahiy yoluyla gönder diyecek tipler var. Üstelik O.A.B üyeliği yüzünden, okuldaki tüm sınıf annelerinden oluşan bir grubunda yazdıklarına maruz kaldığımdan gün sonunda beynim süngere dönüyor. Sınıf annesi diye bir meslek var yahu!. Gerçekten bazıları buna gönülden inanmış durumda. Onlar için  öğretmen bile kendilerinden sonra geliyor. Bazı öğretmenler bu zihniyete sahip tiplere elini verip kolunu kaptırıyor hayretler içindeyim. Gerçekten tuhaf zamanlarda yaşıyoruz.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bende giderek tuhaflaşıyorum. Geçenlerde blogumun arşivine daldım ve her geçen yıl giderek daha da tuhaflaşmış olduğumu fark ettim. Bir kere kendime eziyet etmeyi bırakmışım, büyümüşüm. Olduğum yerde saymayı bırakmış olmak sevindirici. Arada yine voltaj düşüklüğü yaşıyorum ama dünyanın başıma yıkılmasına izin vermiyorum. Bravo bana. Hayat çok kısa ve bir o kadarda güzel. Doyamadan ölmek kaçınılmaz ama bunu en aza indirmeye gayret etmek oldukça memnun edici.

Birde her hafta pazara gitmek ruha çok iyi geliyor benden söylemesi. Arada da  toprakta yürürsen oldu bitti.

13 Kasım 2017 Pazartesi

Olmuyor Olmuyor

Geçtiğimiz hafta berbat geçti. ( Ha şöyle özümüze dönelim) Mide rahatsızlığım yüzünden iğrenç günler geçirirken, annemle ilgili olumsuz sağlık haberleri de geldi tam oldu. Öyle böyle haftayı bitirdim ve yeni hafta yeni umutlar diye temiz bir sayfa açmak üzere pazar gecesi uykuya daldım. 
Sabah 06:30'da oğlumun feryadıyla ayağa kalktım ve boktan bir pazartesiye başladığım o anda tescillendi. Yedi yaşındaki çocuğun boynu mu tutulur? Allah aşkına evren, bana bir bak kardeşim ve dürüstçe cevap ver. Benden ne istiyorsun??? (Cümle kendi içinde oldukça çelişkili ama kafam çok bozuk olacak o kadar!)

Boynu tutulmuş bir çocuğun çilesini görmediyseniz bilemezsiniz ve mümkünse hiç görmeyin. Sıcak kompres, krem, tatlı dil bol öpücük şeklinde saat oldu 10:30. Bir gayretle doğrultup oturmaya o saatlerde ikna edebildim sonrası biraz daha kolayladı. Okula gidemedi tabi. O gitmeyince bende ebru kursuna gidemedim. (Sevdiğim bir şey var dedim ya, illa keyfimin içine edilecek). Öğretmeni T harfine geçiyoruz bugün dedi tamam dedim ben evde geçirtirim. Ne yapıyım biraz T harfiyle ilgili sözcük çalıştık. Heceydi okumaydı filan T nedir biliyor sonuçta. Biraz Jenga oynadık, hapşıracak diye ödümüz koptu, lavaşla kolay ev pizzası yaptık ettik ve bu saati bulmuş olduk. (Saat 18:00).  
Birde yarın okula elmalı turta götürmem gerekiyor. Lanet olası Okul Aile Birliği!
Muhtar ve İhtiyar heyetinin ziyareti de zaten yarın olmalıydı. Çarşamba Tezhip kursum var bakalım o gün ne olacak? Hevesle bekliyorum.
 
Evde olmanın tek iyi yanı bugün başlayıp bitirdiğim Doppler oldu. İki haftadır sıra bir türlü Erlend Loe'ye gelemedi gitti. Komodinin üstündeki kitap tepeciği azaldıkça bir birimize kavuşma anımız yaklaşıyor diye seviniyordum. Okuma sıralamasının en altında olmasının en iyi açıklaması, elbetteki  onu sona saklıyor olmamdı. Giderek Norveçli yazar aşkım büyüyor mu ne? 


Bu pazarteside böyle başladı ve bitip gidiyor. Öncelikle gidip pilav pişirmem gerekiyor. Sonrada elmalı turta için bir zahmet elmaları doğramam. Hevesle salıyı bekliyorum. Karşıma hangi absürtlük çıkacak bakalım? 

8 Kasım 2017 Çarşamba

Neden Altın Hesabı Açmalısınız?


Çocukluğumuz boyunca büyüklerimizin yastık altında birikim yapılan altınlarını duyarak büyüdük.
Altının her zaman en iyi yatırım aracı olduğuna inandık. Oysa altının yastık altından çıkıp bankaya yatırılarak milli ekonomiye dahil edilmesinin vakti çoktan geldi. 

İşin bir de altını saklama, güvende tutma kısmı var. Evde bu tarz değerli madenleri, yüklü miktarda parayı saklamak çalınma riskini de beraberinde getirebilir. Bu sebeple tasarruflarımızla zar zor biriktirmeye çalıştığımız altınları bankaya yatırmak sağlıklı bir tercih olacaktır. Gaziantep yöresinde “Altın yitiren altın bulmaz” diye bir atasözü vardır. Tam da bu durumlar için söylenmiştir. Birikimlerimizi kaybedersek onca yıllık tasarrufu geri getirmek pek mümkün olmayacaktır.


Ayrıca altın, durduğu yerde değerlenmiyor. Onu bir yatırım aracı haline dönüştürmek gerekiyor. Bunun için de bir bankada altın hesabı açmak en kolay çözüm. Ben birçok özelliğinden dolayı Kuveyt Türk’ün Senin Bankan Altın Hesabını tercih ettim. Bankanın internet şubesi üzerinden kolaylıkla birkaç adımla açtığım altın hesabı sayesinde rahatça altın alıp birikim yapabiliyorum. Bir kuyumcuya gidip hem vakit kaybetme hem de yolda altınları kaybetme, çaldırma derdinden kurtuldum. Böylece daha güvenli bir yatırım aracına da kavuştum. 

 



Senin Bankan’da altın hesabı açmak için internet şubesinin ana sayfasında bulunan,
Ürünler > Senin Hesabın > Altın Hesabı sekmesinden başvuru formunu doldurmak yeterli. 
Birkaç dakikalık işlemin ardından altın hesabınız açılıyor. Altın hesabınızda alım satım işlemi yaparken düşük ayar riskinden uzaksınız. Çünkü hesabınızdaki 1 gr altın 995/1000 saflıkta net olarak işlem görüyor. 1 TL karşılığında da altın alıp satmak mümkün. Öyle ki 0,01 gram altın alabilir veya satabilirsiniz. Üstelik altın birikimlerinizi banka şubesinden fiziki altın olarak da istediğiniz zaman alabiliyorsunuz. 

Ben altın hesabımda gram altın almayı tercih ediyorum veya biriktirdiğim nakit paranın karşılığı kadar gram altın alıyorum. Ancak Altın Hesabında isterseniz doğrudan çeyrek altın almanız da mümkün. Hatta altın kurları inişli çıkışlı bir seyir izlediğinde, kârlı bir alım yapabilmek için de belli bir kur için alım- satım talimatı  verebiliyorum.