hissiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hissiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2010 Salı

Hissiyat

Bazen bir ip yumağı gibi hissediyorum kendimi.
Bazı zamanlar saçaklanmış, düğümlenmiş, karman çorman.
Bazen bir kedinin patilerinde mutlu olan bir yumak gibi ve bazense bugünlerde olduğu gibi yokuş aşağı son hız yuvarlanıp gider gibi hissediyorum.

24 Haziran 2010 Perşembe

Kara Delik


Aklımda sayısız soru baloncuğuyla dolandığım bu günlerde, zamanı saçlarından yakalamak istiyorum ama avuçlarımdan kayıp gidiyor. Sürekli birbirini takip eden günler benden geri dönülemez anları çalıp kaçıyor. İçimde ki kronometre işlemekte. Korkmuyorum ama endişeleniyorum, yaşlanmak duygusu içimi kemiriyor. Yaşlanıyorum evet. Geri dönülemez bir biçimde yaşlanıyorum.

Önceleri hayatla pazarlık yapmak daha basitti. Verilecek kararları savsaklamak basitti. İleride yaparım daha çok var dediğim şeylerin zamanı çoktan geçti bile. Yapamadıklarım uzun bir liste olarak elimde kaldı. Üstelik korkarım yine de yapabilirim gibi salakça bir cümle kurmamayı da öğrenmiş bulunmaktayım. Bazı insanlar her şeyi yapamaz. Benim gibi. Çünkü ne kadar iddia ederlerse etsinler inançları yoktur.
Ben aslında şunu fark ettim ki, ben bu dünyada hiç bir şeye inanmıyorum. Hiç bir şeye sadık değilim ve hiç bir ideolojinin arkasında durmuyorum. Aslında içimde hiçlikten başka bir şey yok.

Gerçekte kendimi bugün çok kof ve boş hissediyorum. Yani gerçekte olduğum neyse onu hissediyorum ve kabulleniyorum.
Bu bilgelik olabilir mi? Erdim mi? Sanmam. Sadece bazı anlarda içindeki sesin gerçeği haykırıvermesi ve senin bu sese kayıtsız kalamamandan başka bir şey değil. İşte sen busun diyor ve sen itiraz edemiyorsun. Çünkü biliyorsun ki doğruyu söylüyor
.

1 Mart 2010 Pazartesi

Nem alacak Felek Benim ?




Mutlu olmak için haddinden fazla efor sarfediyor gibi hissediyorum. Mümkün olduğunca iyi şeyler görmeye çalışıyorum. İyi şeyler duymak ve gülümsemek için çabalıyorum. Aslında koca bir maskeyle dolaşıyorum çoğumuz gibi. Gerçekte içim simsiyah. Tam anlamıyla bir Darth Vader! ama elimden geldiğince karanlığın huzurlu kolarından kaçıp, yüzümü aydınlığa dönmeye çalışıyorum.

Bu yolda herşey mübah. Bazı bazı hamile olduğumu unutuyorum sonra birden aklıma geliveriyor heyecanlanıyorum. İnsanın hamileliği aklından nasıl uçup gider?. Bana bebeğimi unutturduğu için, kafamı meşgul eden diğer her şeye o kadar kızıyorum ki. Ama en çok kendime kızıyorum. Bir kez daha iplerimin çok yukarıda birinin ellerinde olduğu gerçeğiyle yüzleşmek yok mu? İdare sende değil işte neden anlamıyorsun ki. Bu detaycılık, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp karara bağlamak ve sonra domino taşları gibi her şeyin yıkılıvermesi çok can sıkıcı. Gidişatına bırak diye telkin vermek işe yaramıyor. Müzmin bir detaycıyım ben. İşler benim plan programıma uymadığında, daha doğrusu ipler benim ellerimde olmadığında, içimdeki o deli kadın tam anlamıyla bir Medusa'ya dönüşüyor. O an ben bile ondan korkuyorum. İşte içimdeki Darth Vader tüm Jedi'lerin köküne kıran koymaya yemin edip çıkıveriyor cenk meydanına. Bende elim koynumda seyrediyorum.

İşte öylesi celallendiğim anlardan birinde içimde bir su yılanı varmış gibi bir his peydah oluyor. Bir hoşluk sarıyor tüm vücudumu. O minik su yılanı içimde kıvrılıp duruyor ve sakin ol anne iki kişiyiz artık sen hiç canını sıkma diyor.
Valla çok pis dalıcaz alemlere, benden söylemesi.