oğlumun 23. haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oğlumun 23. haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2010 Cumartesi

Hafta sonu ve 23. Hafta Kontrolünden

Güzel bir cumartesi sabahına merhaba demek ne kadar keyifli. İşe gitmek gerekmiyorsa ve güzel bir kahvaltı yapılmış üçlü koltukta yayılıyorsanız, Martha Stewart eşliğinde aylaklık ediyorsanız, daha ne olsun :)

Sabah Memo işe giderken bir posta çamaşır attım makineye, onları astım şimdi. Ne yemek yapsam diye düşünüyorum. Sanırım mantar soslu spagetti ve bol maydanozlu bir şehriye çorbası yapmayı düşünüyorum, birde semizotu salatası. Belki öğleden sonra kafası atan ütümü değiştirmeye gidebilirim. Aslında ben kendisinden çok memnundum ama o bu aralar biraz asabi. Haddinden fazla kızıyor ve ayar düğmesi bozuldu.


Diğer yandan, geçen perşembe doktor randevumuz şahane geçti. Her şey çok güzel ve olması gerektiği gibi gidiyor. Anormal bir şey yok. Oğlum çok tatlı, çok şeker ve çok akıllı. Doktor "Hadi kafanı kaldır da, annen boynunu bir görsün" der demez, göğsüne dayadığı çenesini yukarı kaldırıp esnemeye başladı. Sonrada yüzünü ekşitti :) Ah! ben eriyip bittim. Mahvoldum hatta. Perşembeden bu yana ayaklarım yere basmıyor. Tek kaldığım her an göbeğime sarılıyorum :) Delilik had safhada.

Biraz panik oluyorum arada ama olacak bir şekilde işte ne yapalım?

Oğulcuğum 23. hafta kontrolümde, 24 haftalık kriterleriyle 1 hafta önden gidiyor. 613 gr. olup, acayip yakışıklı bir serseri. Başta artislik yapıp yan döndü, yumruklarını yüzüne kapadı, böyle bir Mike Tyson halleri filan:)
Sonradan merhamet etti, tatlı ve çok uysaldı.



Bu pozuyla annesini tam bir Mecnun'a çevirdi.

Annesine gelince, kendisi gün içinde kelebek gibi sekiyor ama akşam yemekten sonra hantal ve ağır hissedip yatağa doğru seğirtiyor. Tüm gün yorulduğumun farkına varamıyorum ama demek ki, yoruluyorum. Yemem içmem iyi. Balık halen yiyemedim ama pazar günü şeytanın bacağını kırmalıyım artık. Daha ziyade kurubaklagiller, sebze ve kuruyemişlerden istifade ediyorum. Süte hayır ama her çeşit peynir ve yoğurda evet.
Omega ihtiyacını balık dışındaki alternatiflerden sağlamaya çalışıyorum, aynı şekilde kırmızı et içinde bu sistem geçerli. Tavuğuda haftada bir kez yiyor gibiyim. Bol meyva ve yeşilliği bağrıma basmış durumdayım. Kahve içmiyorum çayıda sabahları bir fincan açık ve şekersiz olarak tüketiyorum. Limon suyu sıkılmış, nane yapraklı maden suyuda şahane. Bilhassa kendimi aslında Mohito içiyorum şimdi diye kandırdığımda :)
Tatlı ve çikolata yemiyorum, zaten canımda istemiyor. Mesela malum Nutella! Nutella yerine pekmez, kahvaltı için ideal oluyor. Evlilik hayatımız boyunca bizim eve giren Nutella kavanozu sayısı dördü bulmamıştır. Abur cuburu zaten ezelden beri sevmem, çocukken bile bana gelen gofretleri annem yerdi. Kilo almaya başladım ama bu doğal bir kilo diye seviniyorum. Oğlumla bana gereken kiloları alıyoruz, fazlasını değil. Oğlumun gelişim seyride normal ilerlediğinden içim rahat.

Durumlar böyle işte. Baharın gelmesiyle yeşillenmeye başlandım sanırım. İçim kıpır kıpır.