Çok doluyum o kadar doluyum ki, patlamak üzereyim. Kafamı omuzlarımın üstünde taşıyamaz haldeyim. Biriken bir sürü küçük, minik önemli önemsiz her ayrıntının beynimin kıvrımlarında dönüp dolaşmaları beni çok yoruyor.
Önemsiz bir sürü çöpü beynimden klozete dökmek ve sifonu üstüne çekip rahatlamak istiyorum ama yapamıyorum. Ömrümden çalan her boktan konuyu hayatımdan söküp atabilsem, bu mucizeyi gerçekleştirsem en sonunda kazanan ben olsam ne güzel olurdu.
Keşke, sinir sistemim bu kadar zayıf olmasa keşke keşke keşke. Beni hasta eden her şeyden ne kadar nefret ediyorum. Benim yüzümü düşüren ve göğsümde çırpınıp duran bu kumrulardan beni gecenin bir yarısı nefessiz bırakıp uykulardan eden o görünmeyen ellerden yüzlerden seslerden ve daha nicelerinden kurtulmak istiyorum. Tüm korkularımı tekrar tekrar bana yaşatan bu uyanılmaz kabuslardan çok yoruldum artık.
depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mayıs 2015 Çarşamba
30 Kasım 2011 Çarşamba
Manik Depresif Yazılar Seriselleri
Hayat nedense bom bok. Her akşam bir birinden berbat haberleri dinliyorum. Şu an Van'da deprem yardımlarının dün akşam yandığını izliyorum. Kara yollarının depolarında yangın çıkmış. Bebek bezi, battaniye, mamalar ve daha bir sürü şey yanmış. Van bir türlü toparlanamıyor. Bende bu aralar Van gibiyim. Habire artçı depremler yaşıyor, karda kışta dışarıda kalmış gibi beyhude dolanıp duruyorum. İç dünyam tam bir Van!
Dış dünyadaysa bir haftadır mide rahatsızlığıyla uğraşıyorum. Sinirsel mi?, keyiften mi? her nedense midemle aram hoş değil ve migren ataklarım son bir iki aydır her zamankinden yoğun. Açıkça depresyon ben geldim buradayım diyor ama ben kulaklarımı kapatıp duymazdan geliyorum. Haftada bir banyo yapar oldum. Burdan bile, vehametim gözler önüne serilmiş olsa gerek.
Diğer yandan hayatın en güzel varlığı serpilip büyümeye, her gün yeni bir şeylerle beni şaşırtmaya devam ediyor. Ben kendimle haşır neşirken, o alt ve üstlerden azı dişlerini çıkartıyor ve gıkda demiyor ve bense yemek yemiyor nazlanıyor diye dertleniyorum. Her zaman olduğu gibi gülerken fark ettim diş çıkarttığını. Ben bir haftadır hasta halimle koltukta battaniyeyle yatarken, o beni anlar bir uslulukla halıda oyuncaklarıyla legolarıyla oyalandı durdu. Onu hakedecek ne yaptım bilemiyorum. Varoluşumun tek sebebinin Ege olduğunu düşünüyorum. Başka bir halta yaramadığım oldukça belli.
Birde bu ayı kara listeye almama sebep olan bir olay oldu. Ege koltuktan parkeye alnının üstüne düştü ve takla attı. O an uyuştum sanki. Anında alnında ceviz büyüklüğünde bir şiş oluştu. İlk defa düştü. Şaşırdım kaldım. Tam banyo yapıp uyutucaktım ama bir anda olan oldu. Mahvoldum. Açıkçası beni bunalıma sokan etkenlerden biri bu olay oldu. Ona bir şey olursa ne yaparım? Allah'ım canıma kıyarım bu kesin. Ben başka türlüsünü düşünemem. Onu bir fanusta tutamam elbette ama bu kötü düşünceler beni yakında bir akıl hastanesinde fanus içinde yaşatacak diye korkuyorum. Çok keyifsizim bu aralar çok. Aklım sürekli bana oyunlar oynamakla meşgul.
Kendime oyalanacak bir şeyler bulmak istiyorum ama bir türlü bu sis perdesinden sıyrılamıyorum.
Klasik depresif Ruhdağı yazılarından birine daha burada son veriyor, esenlikler diliyorum efendim.
Dış dünyadaysa bir haftadır mide rahatsızlığıyla uğraşıyorum. Sinirsel mi?, keyiften mi? her nedense midemle aram hoş değil ve migren ataklarım son bir iki aydır her zamankinden yoğun. Açıkça depresyon ben geldim buradayım diyor ama ben kulaklarımı kapatıp duymazdan geliyorum. Haftada bir banyo yapar oldum. Burdan bile, vehametim gözler önüne serilmiş olsa gerek.
Diğer yandan hayatın en güzel varlığı serpilip büyümeye, her gün yeni bir şeylerle beni şaşırtmaya devam ediyor. Ben kendimle haşır neşirken, o alt ve üstlerden azı dişlerini çıkartıyor ve gıkda demiyor ve bense yemek yemiyor nazlanıyor diye dertleniyorum. Her zaman olduğu gibi gülerken fark ettim diş çıkarttığını. Ben bir haftadır hasta halimle koltukta battaniyeyle yatarken, o beni anlar bir uslulukla halıda oyuncaklarıyla legolarıyla oyalandı durdu. Onu hakedecek ne yaptım bilemiyorum. Varoluşumun tek sebebinin Ege olduğunu düşünüyorum. Başka bir halta yaramadığım oldukça belli.
Birde bu ayı kara listeye almama sebep olan bir olay oldu. Ege koltuktan parkeye alnının üstüne düştü ve takla attı. O an uyuştum sanki. Anında alnında ceviz büyüklüğünde bir şiş oluştu. İlk defa düştü. Şaşırdım kaldım. Tam banyo yapıp uyutucaktım ama bir anda olan oldu. Mahvoldum. Açıkçası beni bunalıma sokan etkenlerden biri bu olay oldu. Ona bir şey olursa ne yaparım? Allah'ım canıma kıyarım bu kesin. Ben başka türlüsünü düşünemem. Onu bir fanusta tutamam elbette ama bu kötü düşünceler beni yakında bir akıl hastanesinde fanus içinde yaşatacak diye korkuyorum. Çok keyifsizim bu aralar çok. Aklım sürekli bana oyunlar oynamakla meşgul.
Kendime oyalanacak bir şeyler bulmak istiyorum ama bir türlü bu sis perdesinden sıyrılamıyorum.
Klasik depresif Ruhdağı yazılarından birine daha burada son veriyor, esenlikler diliyorum efendim.
13 Haziran 2011 Pazartesi
13 Gündür Olanlar
İlginç bir haber bekliyorsanız baştan söyleyeyim yok! Klasik Ruhdağı mızmızlanması bekleyenler, iyi haber istediğinizi alıcaksınız ;)
13 gündür aralıklarla işe gittim, günü birlik Edirne'ye gidip küçük kardeşi derdest edip İstanbul sınırlarına getirdik ve ömrü hayatımda ilk kez eve temizlikçi kadın geldi. Oy kullandım, Ege'ye homurdandım durdum filan.
Bütün bunların hepsi sıkıcı, sıkıcı, ve sıkıcı.
Dünden başlayalım. Sabah 08:30'da evden çıkıp oy kullanmaya gittim. O saate göre iyi bir katılımcı topluluğuyla karşılaştım sevindim. Eve dönerken sıcak simitler, gazete ve kahvaltılık malzeme aldım. Arkamdan Memo gitti oyunu kullanmaya. Benim simit aldığımı bilmiyormuş, bir postada o almış. Böylece tüm pazar simit yemek zorunda kaldık :)
Öğleden sonra ikindiye daha yakın gibi olan saat diliminde dışarı çıktık. Ege babasının kucağında, yürüyerek Kanyon'a geldik. Amaç Ege'ye baston puset almaktı. Mothercare'de indirimde olan puseti alıp (169.90 TL)az turlayıp eve döndük. Bu pusetle dışarı çıkmak daha basit ve çok az yer kaplıyor. Hem evde, hem yolda. Chicco'nun bebek arabası az biraz sıksa taşıt vergisine tabi tutulucak. Sinyal lambası takmak gerek bence. Bir arabalık yer işgal ediyordu :)
Neyse işte, dün kahvaltılık alırken gül reçeli aldım. Eskiden ben çocukken köyden dönerken mutlaka Gerede'den gül reçeli alınırdı. Çok şahaneydi o reçel. Mis gibi gül kokardı. Koyu kıvamlı lezzetli bir reçeldi. Bizim evde para verilerek alınan tek reçel gül reçeliydi. Ama dün aldığım reçel tam bir fiyaskoydu. Çocukluğa özlem maalesef her geçen sene daha bir artıyor :(
Tüm diziler sezon finallerini yaptı. Eylüle kadar beklemek çok sıkıcı. Bende Digitürk'ün sinema kanallarıyla vakit öldürüyorum. Heyhat çoğu izlediğim film. Bu sabah Oyuncak Hikayesi 3 vardı. Ege oralı değil zaten ama ben ağzım açık bir kez daha izledim ve sonunda ağladım. Evet artık animasyonlarda bile ağlıyorum. Allah'ım neye dönüştüm böyle!
Ege demişken, ben küsüm ona. Biraz dengemiz bozuldu. Mesela öğlen ve akşam yemek yeme krizleri yaşıyoruz. Şaşkınım. Kaşıkla beslenmeye geçtiğimzden beri ilk kez böyle bir protestoyla karşılaştım. İlk ergenlik bunalımı diyorum ben buna. Bu mesela beni allak bullak etti. Daha ilerisini tasavvur edemiyorum. Şu an korku içinde öğlen uykusundan uyanmasını bekliyorum. Sabah kahvaltısında bir derdimiz yok ama her öğün kahvaltı yediremem ya.
Bir diğer problem uyku! Daha doğrusu uyku seramonisi. Artık illa kucağımızda uyumak istiyor. Yatağına koyup emziğini battaniyesini verdiğimiz dertsiz çocuk buharlaşıp yok oldu. Yerine yatağa konulduğunda salya sümük ağlayan hatta inat edersen, ağlarken işi kusmaya götüren bir çocuk oldu çıktı. Daha bugün öğle uykusu öncesi inat edip az ağlasın çatlayacak mı? demem üzerine bütün yatağa kusarak ağzımın payını verdi. Zaten bunu çok yapmaya başladı. Anında öğürüp kusuyor. En ufak bir zorlamada veya ağlamada işi kusmaya götürüyor. Ağzına büyük parça geldiğinde kusuyor! En sevdiği şey kusmak olucak diye endişeleniyorum.
Yani bu ara ben ciddi ciddi depresyondayım sorunda çocuğum. Allah'ım henüz erken değil mi?
Bu yemek derdi beni çok geriyor. Ortadan çatlayıvericem o olucak. Hadi uykuyu Allah'a havale ettim. Ne oluyorsa oluyor ben kasmaktan yoruldum dedim ama ya yemek?
Bazı anneler, "Bütün gün ağzına bir şey komadı" diye veryansın ettiğinde, içimden yok len daha neler. İlla yemiştirde seni kesmemiştir illa fazla yedireceksiniz çocuklara derdim. Ama şimdi hak veriyorum. Yemek istemezse yemiyor ve sen bir halt edemiyorsun.
Mutsuzum, şişkoyum (54 kg) evet ömrü hayatımda ilk defa bu kadar kilo aldım. İyiki tatile gitmiyoruz. Kendimi Godzilla gibi hissediyorum. Çok çirkinim ya! Bende Ege gibi yemezsem çok iyi olurdu. Ama sinirlendikçe yemeye başladım. TV izleyip yiyorum. Ben buyum işte! Tüm gün bir biri ardına gelen kopya günleri yaşıyor. Vara yoğa dertleniyor, her söze içerliyorum. Alıngan, sinirli (bir dakika o zaten hep vardı) üzgün bir kadınım ben.
13 gündür aralıklarla işe gittim, günü birlik Edirne'ye gidip küçük kardeşi derdest edip İstanbul sınırlarına getirdik ve ömrü hayatımda ilk kez eve temizlikçi kadın geldi. Oy kullandım, Ege'ye homurdandım durdum filan.
Bütün bunların hepsi sıkıcı, sıkıcı, ve sıkıcı.
Dünden başlayalım. Sabah 08:30'da evden çıkıp oy kullanmaya gittim. O saate göre iyi bir katılımcı topluluğuyla karşılaştım sevindim. Eve dönerken sıcak simitler, gazete ve kahvaltılık malzeme aldım. Arkamdan Memo gitti oyunu kullanmaya. Benim simit aldığımı bilmiyormuş, bir postada o almış. Böylece tüm pazar simit yemek zorunda kaldık :)
Öğleden sonra ikindiye daha yakın gibi olan saat diliminde dışarı çıktık. Ege babasının kucağında, yürüyerek Kanyon'a geldik. Amaç Ege'ye baston puset almaktı. Mothercare'de indirimde olan puseti alıp (169.90 TL)az turlayıp eve döndük. Bu pusetle dışarı çıkmak daha basit ve çok az yer kaplıyor. Hem evde, hem yolda. Chicco'nun bebek arabası az biraz sıksa taşıt vergisine tabi tutulucak. Sinyal lambası takmak gerek bence. Bir arabalık yer işgal ediyordu :)
Neyse işte, dün kahvaltılık alırken gül reçeli aldım. Eskiden ben çocukken köyden dönerken mutlaka Gerede'den gül reçeli alınırdı. Çok şahaneydi o reçel. Mis gibi gül kokardı. Koyu kıvamlı lezzetli bir reçeldi. Bizim evde para verilerek alınan tek reçel gül reçeliydi. Ama dün aldığım reçel tam bir fiyaskoydu. Çocukluğa özlem maalesef her geçen sene daha bir artıyor :(
Tüm diziler sezon finallerini yaptı. Eylüle kadar beklemek çok sıkıcı. Bende Digitürk'ün sinema kanallarıyla vakit öldürüyorum. Heyhat çoğu izlediğim film. Bu sabah Oyuncak Hikayesi 3 vardı. Ege oralı değil zaten ama ben ağzım açık bir kez daha izledim ve sonunda ağladım. Evet artık animasyonlarda bile ağlıyorum. Allah'ım neye dönüştüm böyle!
Ege demişken, ben küsüm ona. Biraz dengemiz bozuldu. Mesela öğlen ve akşam yemek yeme krizleri yaşıyoruz. Şaşkınım. Kaşıkla beslenmeye geçtiğimzden beri ilk kez böyle bir protestoyla karşılaştım. İlk ergenlik bunalımı diyorum ben buna. Bu mesela beni allak bullak etti. Daha ilerisini tasavvur edemiyorum. Şu an korku içinde öğlen uykusundan uyanmasını bekliyorum. Sabah kahvaltısında bir derdimiz yok ama her öğün kahvaltı yediremem ya.
Bir diğer problem uyku! Daha doğrusu uyku seramonisi. Artık illa kucağımızda uyumak istiyor. Yatağına koyup emziğini battaniyesini verdiğimiz dertsiz çocuk buharlaşıp yok oldu. Yerine yatağa konulduğunda salya sümük ağlayan hatta inat edersen, ağlarken işi kusmaya götüren bir çocuk oldu çıktı. Daha bugün öğle uykusu öncesi inat edip az ağlasın çatlayacak mı? demem üzerine bütün yatağa kusarak ağzımın payını verdi. Zaten bunu çok yapmaya başladı. Anında öğürüp kusuyor. En ufak bir zorlamada veya ağlamada işi kusmaya götürüyor. Ağzına büyük parça geldiğinde kusuyor! En sevdiği şey kusmak olucak diye endişeleniyorum.
Yani bu ara ben ciddi ciddi depresyondayım sorunda çocuğum. Allah'ım henüz erken değil mi?
Bu yemek derdi beni çok geriyor. Ortadan çatlayıvericem o olucak. Hadi uykuyu Allah'a havale ettim. Ne oluyorsa oluyor ben kasmaktan yoruldum dedim ama ya yemek?
Bazı anneler, "Bütün gün ağzına bir şey komadı" diye veryansın ettiğinde, içimden yok len daha neler. İlla yemiştirde seni kesmemiştir illa fazla yedireceksiniz çocuklara derdim. Ama şimdi hak veriyorum. Yemek istemezse yemiyor ve sen bir halt edemiyorsun.
Mutsuzum, şişkoyum (54 kg) evet ömrü hayatımda ilk defa bu kadar kilo aldım. İyiki tatile gitmiyoruz. Kendimi Godzilla gibi hissediyorum. Çok çirkinim ya! Bende Ege gibi yemezsem çok iyi olurdu. Ama sinirlendikçe yemeye başladım. TV izleyip yiyorum. Ben buyum işte! Tüm gün bir biri ardına gelen kopya günleri yaşıyor. Vara yoğa dertleniyor, her söze içerliyorum. Alıngan, sinirli (bir dakika o zaten hep vardı) üzgün bir kadınım ben.
4 Şubat 2011 Cuma
Geçen Haftadan Kurtulma Çabası
Günlerdir sıkıntı içindeyim. Aslında çoktandır öylede bardağı taşıran son damla malum son posttaki kendime lanetler okuduğum olayla aldı başını gitti. Olayda şu;
Ege ana kucağından yere düştü! Zaten arık götü yerde duruyordu kısmen yerde yatıyordu ama yinede düştü işte. Bir anlık gafletim ve onun yerde yatan şaşkın ağlayan suratı gözümün öününden gitmedi bir türlü. Allah muhafaza daha ciddi bir şeyler olsa ben insanlıktan çıkıcam demek! Sadece 1 dakikalığına biberonu mutfaktan almaya gittim ve oluverdi. Ah! kör olasıca ben yok mu? Var ne yazık ki var! Bana iyi bir ders oldu zira o gün kendi kendime böbürleniyordum hiç düşürmedim zarar vermedim bla bla bla... al sana dedi Allah buyrunuz sopam. Biraz daha keleşlenirsen bir boy büyüğü var.
Böyle işte. Bu düşme olayını bahane eden sevgili depresyonum gelip çöküverdi omuzuma. Şimdilerde iki büklümüm. Birde bu hafta işe başlayamadım patronum Amerika'ya gitmiş. Böyle planladığım bir şey yolunda gitmezse deliriyorum ben ya! Ne fren kaldı ne balata... Dolayısıyla işe başlayamamak bir yandan, benden anne olmuyor galiba sorunsalı diğer yandan didik didik etti çıktı. Bende insanım kardeşim sıkıntıdan dudaklarım uçukladı Arap bacıya döndüm. Bir mola rica ederim, lütfen ya!
Durumlar budur. Evde durmak adamda kaşıntı yaptığından her ev hanımı gibi bende ev eşyalarının yerini değiştirdim. Yeni düzenlemeye göre yatak odamda bir adet tekli koltuk var! Jacob koltuğu ve ben bakışıyoruz! Sıkıntıdan ne yaptığımı biliyor muyum? Bana bulaşmayın durumum ortada işte.
The Mentalist'i izlemeye başladım bu hafta. Ege uyuduğunda bende abur cubur ne varsa alıp dizi izliyorum. Kimi stresliyken kilo alır bende tersine veririm. Bir iki hafta daha bu istikrarda gidersek podyuma bile çıkarımn hayırlısıyla.
Ege Bey'de beni üzüyor bu hafta. Ne olduysa akşam uyku düzeni bozuldu. Kendi kendine uykuya dalamıyor bir türlü. Memo'da onu göğsünde uyutmaya alıştırdı hepten şaştım. Zaten sinirliyim birde onun düzen bozukluğu beni hepten gerdi. Sonra kızdım bugün kendime. Yahu dedim kurulu bebek mi bu? Hep aynı istikrarı bekleme. İstediği gibi uyusun karışma. Bırak babasının göğsünde uyusun bu ayda ne olur? Hiç! Düzen delisi manyak karı, uzak dur çocuktan bozma sinirimi dedim. İyi yapmışım di mi? Arada kendime ayar çekmezsem Ege benden çok çeker, çekmesin.
Ege artık evdeki üçüncü kişi olduğunu her haliyle belli ediyor. Kızıyor, seviyor, talep ediyor. Velhasıl büyüyor. İyiki var. O olmasa şu hayat ne kadar boş geliyor bana anlatamam.
Ege ana kucağından yere düştü! Zaten arık götü yerde duruyordu kısmen yerde yatıyordu ama yinede düştü işte. Bir anlık gafletim ve onun yerde yatan şaşkın ağlayan suratı gözümün öününden gitmedi bir türlü. Allah muhafaza daha ciddi bir şeyler olsa ben insanlıktan çıkıcam demek! Sadece 1 dakikalığına biberonu mutfaktan almaya gittim ve oluverdi. Ah! kör olasıca ben yok mu? Var ne yazık ki var! Bana iyi bir ders oldu zira o gün kendi kendime böbürleniyordum hiç düşürmedim zarar vermedim bla bla bla... al sana dedi Allah buyrunuz sopam. Biraz daha keleşlenirsen bir boy büyüğü var.
Böyle işte. Bu düşme olayını bahane eden sevgili depresyonum gelip çöküverdi omuzuma. Şimdilerde iki büklümüm. Birde bu hafta işe başlayamadım patronum Amerika'ya gitmiş. Böyle planladığım bir şey yolunda gitmezse deliriyorum ben ya! Ne fren kaldı ne balata... Dolayısıyla işe başlayamamak bir yandan, benden anne olmuyor galiba sorunsalı diğer yandan didik didik etti çıktı. Bende insanım kardeşim sıkıntıdan dudaklarım uçukladı Arap bacıya döndüm. Bir mola rica ederim, lütfen ya!
Durumlar budur. Evde durmak adamda kaşıntı yaptığından her ev hanımı gibi bende ev eşyalarının yerini değiştirdim. Yeni düzenlemeye göre yatak odamda bir adet tekli koltuk var! Jacob koltuğu ve ben bakışıyoruz! Sıkıntıdan ne yaptığımı biliyor muyum? Bana bulaşmayın durumum ortada işte.
The Mentalist'i izlemeye başladım bu hafta. Ege uyuduğunda bende abur cubur ne varsa alıp dizi izliyorum. Kimi stresliyken kilo alır bende tersine veririm. Bir iki hafta daha bu istikrarda gidersek podyuma bile çıkarımn hayırlısıyla.
Ege Bey'de beni üzüyor bu hafta. Ne olduysa akşam uyku düzeni bozuldu. Kendi kendine uykuya dalamıyor bir türlü. Memo'da onu göğsünde uyutmaya alıştırdı hepten şaştım. Zaten sinirliyim birde onun düzen bozukluğu beni hepten gerdi. Sonra kızdım bugün kendime. Yahu dedim kurulu bebek mi bu? Hep aynı istikrarı bekleme. İstediği gibi uyusun karışma. Bırak babasının göğsünde uyusun bu ayda ne olur? Hiç! Düzen delisi manyak karı, uzak dur çocuktan bozma sinirimi dedim. İyi yapmışım di mi? Arada kendime ayar çekmezsem Ege benden çok çeker, çekmesin.
Ege artık evdeki üçüncü kişi olduğunu her haliyle belli ediyor. Kızıyor, seviyor, talep ediyor. Velhasıl büyüyor. İyiki var. O olmasa şu hayat ne kadar boş geliyor bana anlatamam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)