Egeyle 3 sene bitti. Çok dolu çok hızlı geçti. Hele 3.yıldan hiç bir şey anlamadım. Sanki hız trenine binmiş son gaz ilerlemişiz gibi. Zaman çok hızlı geçiyor, Ege hızla büyüyor, değişiyor. Her gün ayrı bir keyifle, stresle, çoğu zaman öfkelenmemek için delice bir sabır gerektiren günler geçirdik. Sürekli zıplayan, neşeli, kendisiyle barışık, yolda gördüğü herhangi bir çocuğa kocaman gülümsemesiyle yaklaşıp "meraba çocuk" diye muhabbete giren birisi Ege. Çok sevecen, merhametli bir o kadarda sadist :) Yani velhasıl 3 yaşında bir erkek çocuğunun olması gerektiği gibi. Allah şahit çok kızdırıyor beni. Bazen sağını soluna bakıp kapatma düğmesi nerede bunun derken buluyorum kendimi :D

Ama her haliyle çok seviyorum. Ne eksik ne fazla tam bu haliyle benim oğlum olan Egeyi içime sokasım var. Her gün defalarca sarılıp öpüp koklaşıp bir o kadarda Hayır Egeee! diye höykürürken hayat akıp gidecek. Bir bakmışım kocaman adam olmuş. Bu sene mumlu pastadan ürkmedi. Geçen sene hoşlanmamıştı. Bu sene içi eridi o mumlara. Keyiften zıpladı, neşesi tavan yaptı. Gelecek yıl artık gerçek bir doğum günü için gün sayacak. Artık pasta demek yanan mumlar demek.
Canım oğlum seninle bu yılı aratmayan yeni bir sene geçirmeyi dört gözle bekliyorum ve 33. yaş gününde de keyifle bir arada olabilmeyi diliyorum.