31 Mayıs 2009 Pazar

Faydalı Post

Geçen haftadan beridir ha bugün yazarım, ha yarın diye diye boşladığım mühim bir üründen Ex-sir'den bahsetmek istiyorum.

Bende üyesi olduğum FikriMühim sayesinde haberdar oldum.
Kısaca ürün,% 100 bitkisel meyve sebze arındırma konsantresi olup sebze meyveleri her tür böcek ilacı, mikrop, parafin ve gübre kalıntısından arındırıyor.
Kullanımıda çok basit. 2 litre suya 1 kapak Ex-sir koyuyorsun ve temizlemek istediğin sebze meyveyi içine atıp 2-3 dk. kadar bekletip ovalıyor ve daha sonra temiz suyla yıkıyorsun hepsi bu. Ben özellikle maydanoz, dereotu, brokoli ve çilekte acaba tam temizlendi mi? sorusuyla boğuştuğumdan Ex-sir ilaç gibi geldi.
En önemlisi % 100 bitkisel bir ürün olması ve tamamı Türk gıda mühendisleri tarafından üretilmiş olması.

Belki dikkatinizi çeker diye yazmak istedim. Bu aralar tv de reklamları dönmeye başladı zaten ve bizim semt marketine de çoktan gelmiş. 500 ml Ex-sir ile 17, 1 lt. ile 34, 2.5 lt. ile 85 yıkama yapılabiliyor.

Daha detaylı bilgiye sitesindende ulaşabilirsiniz

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Olmalı mı , Olmamalı mı????

İnsan psikolojisi çok garip. Bir gün mutluluktan ölmek üzereyken ertesi sabah güne asık bir suratla başlanabiliyor. Bugün öyleyim işte. Asık, aksi ve şirret.

Yüksek Sadakatin Hadi Gel İçelim diye bir şarkısı var. Şarkıda dediği gibi her şeyini al içelim diyen samimi bir arkadaş grubu isterdim. Şöyle sırtımı sıvazlayıp takma kafanı diyen birileri olsa... İçimi sıkan acıtan her şeyi bir anda atıp kurtulmak isterdim.
İnsan mutluyken bunun üzerine pek düşünmüyor. Yani neden mutluyum diye sorgulamıyorsun fakat üzgün olduğunda derin bir çözümlemeye dalıyor insan. Neden mutsuzum? neden bu kadar üzgünüm diye düşünüp duruyorsun.

Dün akşam yeni doğum yapan bir kadını ilk kez ziyarete gittim. Yüzündeki ifadeyi anlamaya çalıştım. Hiç bir şey hissetmiyorum şu an normal mi? diye sordu. Bebeğini tam olarak göremediğini çünkü doğrulmakta zorluk çektiğini filan anlattı. Bebeği emzirebilmek için yatağı biraz kaldırdılar. Biri bebeği tuttu o göğsünü bebeğe vermeye çabaladı. Tam olarak göğsünü bebeğe doğru konumda veremediğinden zorlanıyordu. Sezeryan doğumun çilesi. Onları izlerken, içimde beni gıdıklayan bir şey vardı. Biraz ürktüm sanki. Yani sabah hamileydi akşamsa kucağında bir bebek göğsünü ona vermeye çabalaması, bilemiyorum ürktüm bu durumdan.
Oda ufaktı zaten ve bebeği hep annenin odasında bıraktılar. Bebeği gün içinde sadece emzirmek için getiriyorlar sanıyordum. Gece anneyle olması tamam ama gündüz odaya giren çıkan bitmiyor. Ben böyle hindi gibi düşünürken, içeriye birden ziyaretçi ordusu daldı. Yani kadın emzirmeye çabalıyor ama kimse oralı değil. Bu ne saygısızlık. Ben zaten emzirmeye başladığında odadan çıktım yani neden kalabalık yapalım içerde. Kimse oralı olmadı ve ben çıldırdım Tanrım delirdim. Yani orda yatan ben olsaydım ne yapardım bilmiyorum bir kere bebeğimi emziriyorum çıkabilir misiniz? diye söylerdim muhakkak. Kendi kendimi yedim durdum heleki parmağıyla bebeğin ağzına burnuna dokunan o kadını var ya... Aghhh! çok sinirlendim ya! Banada illa kucağına al dediler ama hem bebeği rahatsız etmek istemedim hemde daha yeni doğmuş bir bebeği kucaktan kucağa dolaştırmayı doğru bulmuyorum. Şöyle biraz toparlansın gözü açılsın zavallının sonra sev ama yok illa o yumuk şeyi koldan kola almak icap ediyor. Bu nedir yani. Birde bir çocuk vardı yanlarında oda tutsun demezlermi, artık kan beynime sıçradı. Allah'tan kalkalım biz dedik, anneye sana sabır! diliyorum dedim. Sonra dışarıda yeni annenin kız kardeşine biraz durumun berbatlığından dem vurdum. Bu kadar müsamaha göstermeyin valla ben şimdiden söyleyeyim ben doğum sonrası çok şirret olurum sonradan bana darılmayın dedim.

Bu sabahki bu boktan ruh halimin sebebi bu işte. İçimden doğurmak filan gelmiyor! İstemiyorum galiba...

29 Mayıs 2009 Cuma

Haftanın Özeti

Yuppi!, hafta sonu geldi. Bu hafta olanlar kısaca şöyleydi.

Öncelikle kaybolan yüzüğümü buldum.
Nerdeymiş? diye merak edenler için söylüyorum, ofiste masamın yanında duran çöp kovasına atmışım! Aklım başına erken geldi de gidip birde çöpe bakayım, benim sağım solum belli olmaz dedim. Dediğim gibi olmuş. Ellerimi kurulayıp bir güzel kağıt havluya sarıp atmışım. Allahtan bizim ofiste çöpler grizu patlaması aşamasına gelmeden toplanmıyor yoksa çoktan gitmişti benim yüzük.
Diğer yandan, daha yüzüğüme sahip çıkamıyorum fakat çocuk yapma derdindeyim. Allah akıl fikir versin bana!

Neyse, diğer güzel haber Banu’lar beğendikleri evi nihayet aldılar. Kendim için bile bu kadar memnun olamazdım. Çok mutluyum. Sağlık huzur ve neşe içinde oturmalarını diliyorum.
Yeni ev hazırlıkları ne keyifli. Daha gelinlik bakılacak bol eğlenceli günler bekliyor bizi.

Dün akşam Ankara’dan dayım geldi. Gece bende kaldı. 03:00’ e kadar oturduk. Çok keyifliydi. Eskiden yeniden konuşup bolca gülüştük.
Dayımı misafir etmek beni çok duygulandırdı. Ben ne zaman büyüdüm, ne zaman kendi evim oldu da misafir ağırlıyorum. Her şey şaka gibi.
Bu akşam Memo’nun bugün doğum yapan kuzenini ziyarete gidicez. Bakalım durumu nasıl.
Bebek ne alemde.

Durumlar böyle işte. 8 gün sonra yola çıkıyorum. Önümüzdeki haftada iş bakımından çok yoğun geçecek. Ama sonra bütün dertleri arkada bırakıp kafamı dinliycem. ,
Tatil, seni çok seviyorum.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Kızgın Kumlardan, Serin Sulara

Tatilde dinlemek için MP3 çalarımı düzenliyorum. Yanıma sadece Michael Jackson’un en sevdiğim iki albümünü alıyorum. Off the Wall ve Thriller arada diğer albümlerden belli başlı şarkılarda var. En keyif aldığım albümdür Off the Wall. Get On the Floor’u dinleyip güneşin altında yatmak ne şahane olacak. Çok hevesleniyorum inşallah bir aksilik olmaz.
Bir yandan da eksik listemi çıkartıyorum. Aslında fazla bir şey yok.
Ekstra almam gerekenler; bir yedek bikini, Memo’ya bir şort daha ve plaj terlikleriyle güneş kremleri. Başkada bir eksiğim yok.

Ya! çok kötü bir şey oldu. Hani yeni aldığım yüzüğüm vardı ya, o kayboldu. Görgüsüzce buradan resimlerini koyduğum yüzüğüm..Galiba ofiste kaybettim. Bir türlü bulamıyorum. Çok üzgünüm .Böyle bir şey nasıl olur anlayamıyorum. Kocaman yüzüğü kaybetmeyi nasıl başarabildim. Çok ama çok üzgünüm. Çok seviyordum o yüzüğü.
Sanki bir yerden çıkıverecekmiş gibi geliyor ama bu sadece mucize olurdu.

Neyse, an itibarıyla 13 gün kaldı izne çıkmama. Ne şahane, hatta çok şahane. Çok mutluyum. Ama birden aklıma yüzüğümü kaybettiğim gelince çok üzülüyorum. Hani dünyanın en güzel yüzüğü olan. Bir eşi daha olmayan kıymetli yüzüğüm vardı ya, o işte.
Tanrım! Nasıl kaybedebildim yüzüğümü. Nasıl, nasıl,nasıl???

24 Mayıs 2009 Pazar

Yeni Haftaya Başlamadan Evvel...

Çok yoğun geçen bir hafta daha bitti. Yeni haftanın başlamasına çok az kaldı. Bu pazar günü neden bu kadar hızlı geçer anlayamıyorum.

İş yerinde çok yoğun çalıştık bu hafta. Cumartesi günüde işe gittim. Bunun sonucunda sabahtan beridir sürekli tik şeklinde seğiren iki adet göze sahip oldum. Ne mutlu bana. Bu yaşıma bir daha geri dönebilecek miyim? Neden kendimi bu kadar hor kullanıyorum sanki.
Neyse, dün işten çıkınca Memo'yla buluştuk. Ne sabah kahvaltısı ne öğle yemeği yemediğimden çok acıkmış bir şekilde bir sürü sağlıksız şey yedim. Sonra sinemaya gittik Melekler ve Şeytanlar'a. Film başlamadan evvel bir sürü jelibom aldım. Şu vampir dişleri şeklinde olanlardan. Onlarla bir süre Memo'ya maymunluk yaptıktan sonra film başladı zaten. Ben filmi beğendim. Kitabı okumadığım için sadece filmi izlemeye gitmiştim. Mukayese etmeye çalışmadan izlemek keyifliydi. Tom Hanks'in olması yeterli zaten benim için :)

Film sonrası Memo'nun yazlık dolabı için pantalon ve gömlek aldık. Ayy! çok zor beğeniyor çok!!!
Eve gelince direk yatıp dinlendik sonrada saat 22:00'de kalkıp yoğurtlu erişte yaptım. Çok sağlıksız bir yemek düzenimiz vardı bu hafta. Neyse, önümüzdeki maçlara bakıcaz artık.
Bu arada, bu ay yaz tatilimizide ayarladık. Haziranın yedisinde bendeniz Memo'suyla beraber Antalya\Belek yollarında olacak. Bakalım verdiğimiz paraya değer umarım.
Temmuzda düğün olduğundan, ağustosta Ramazan gelmesinden sebep en iyisi Haziran dedik. Gitmemize az kaldı diye habire yapılacaklar listesi hazırlıyorum. İş çok ama hiç oralı değilim. Halen bikini almam lazım diye dolanıp duruyorum.

İşte böyle. Gidip gözlerime çayla pansuman yapıp biraz uzanayım. Göz doktoruna gitmem lazım. Bak işte bu da yapılacaklar listesinden bir madde. Off!