banu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
banu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2014 Çarşamba

Çay Partisi



Dün gece bu fotoğrafı bana gönderip "Sana elmalı kurabiye yaptım. Ne zaman geleceksin bana?" diyen kardeşimin davetine gitmeyip de ne yapabilirim? Tabi ki bugün için yoğun iş planımı bir tarafa atıp kardeşimi öne aldım.
İş planları????  Onu kurcalamayalım şimdi. Malum uzaya roket gönderecek halim yok ama kendi düzensizliği içinde rutin bir düzeni olan biriyim.

Koca bir yılın son demlerini yaşarken hayat iyi ve güzel akıp gitmekte. Dertlenecek bir durumum yok çok şükür. Hayat elmalı kurabiye yeyip anime izleyerek geçip gitsin istiyorum. En azından bir yıl daha...

Çıkmam gerek çay partisine geç kalmak istemem :)

28 Aralık 2010 Salı

Son Sefa

Her zaman söylüyorum kardeş iyi bir şeydir. Her derde devadır. Her daim acil butonu gibi iş görür ki, bu muazzam bir durumdur.

Geçen cuma tıs tıs vakit öldürmeye çalışırken, Memo işten erken geldi. Hımm birazcık kaytarma diyelim biz en iyisi :) benimde içimden Banu işten çıkıp Kanyon'a gelse diye geçiyordu. Saçlarımı yıkamış, Ege'nin mamasını hazırlarken telefonum çaldı! Banu Kanyon'da ve madem Memo evde o halde sen neden oradasın? dercesine bir ifade! Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın madem diyerek hızla saçlarımı kuruttum, evladımın bezini değiştirip babasına emanet ettim, ay ne giyciğim diye kısa bir süre delirdikten sonra, vurdum kendimi yola.

Aklımda oğlumun bakışları vicdan muhasebesi eşliğinde girdim Kanyon'un döner kapısından içeri. Banu'ya az biraz mızırdandım bebeğim filan diye ama babasıyla yahu! bir rahat ol diyerek olayı savuşturdu. Bende evvala oğulun ihtiyacı olan şeyleri alıp, aslında bunun için geldim gezmeye değil ki diyerek kendimi kandırdım. Sonra açlık herşeye galip geldiğinden, ne yesek? derdine düşüp çocuğu filan unuttum. Her daim favorimiz olan, karamelize soğan, kapari ve kurutulmuş domatesten oluşan nefaset pizzamıza kavuşup, iki kadehte Kalecik Karası söyleyince, ne gam kaldı ne kasvet :)


Bir şeylerden konuşup güldük bolca her zamanki gibi. Ben ki, yaklaşık 1.5 senedir şarap yüzü görmediğimden, eski bir dostla buluşmuş gibi sevindirik oldum. Hayyam'ın ruhuna diyerek yudum yudum içtim.


Ardından Macro'dan bir iki ıvır zıvır aldım. Gözüm habire saatte. Mama saati yaklaştı diye paniklerken, Banu gel hele kahve içmeden gidilmez diyince, likör eşliğinde Türk kahvelerimizide içip huzura erdik. Hesabı öder ödemez mama saati diye otomatiğe bağlandığımdan pür telaş koyulduk yola :)

2010 senesinin son etkinliğide buydu işte. Artık yeni seneye, Egeyle gezebilmek dileğiyle :)

4 Ekim 2010 Pazartesi

4 Ekim

Hayat kısa ama bunu her zaman aklıma getirmek delilik.
Hayat tüm hızıyla devam ediyor. Ben büyüyorum, kardeşler büyüyor. Kendi seçimleri, zevkleri, aldıkları kararları ve bu kararların arkasında duruşlarıyla bunu ispatlıyorlar. Kimi evleniyor, kimi şehir dışında okuyor ve bunlar olup biterken ben kendimi halen 16 yaşında hissediyorum. Halen pazar akşamları içimi ertesi gün okula gitme sıkıntısı sarıyor. Hep içimde okul formasını ütüleme telaşı oluyor. Ben büyüyemiyorum. Yatağında tatlı bir uykuya dalan Ege bana en küçük kardeşim gibi geliyor.

İçimdeki onaltıya kaçma takıntısı bazen aslında otuziki olduğumu pekala bildiğim gerçeğiyle çakışıyor. Mesela bugün. Bugün Banu 27 yaşına giriyor. Ne kadar ağız doldurucu bir söyleyiş. Yirrrmiii yediiii...
Bende ottttuuuzzzz ikiiii !!!

Kutlamaları seviyorum ama giderek bu kutlamalar kendi açımdan dramatikleşmeye başlıyor gibi.



Bugs Bunny, doğum günün kutlu mutlu olsun. Bugün annem erken gelirse eğer, küçük kardeşimi!!! :) ona bırakıp seninle Şarabi'ye gidelim diyecektim. Ama sanırsam annem akşama gelecek :(
Memo'da İstanbul dışında olmasaydı belki akşam pastamı alır gelirdim kapına lakin oda mümkün değil. Yine de bunları yapmışız say olur mu? Öperim gözlerinden. Nice senelere.
(Yirrrmiii Yediii. Tanrım!!!)