Bu sabah hava çok kapalı. Tam bir kış sabahı sanki. Üstüme uzun hırkamı aldım, ayağıma o lastiksiz rahat çorapları giydim, aldım fincanımı elime balkon camından uzun uzun baktım. Birazdan evden çıkmam gerek. İş güç ve pazartesinin ekstra getirdiği o boğucu havayla yüzleşmem gerek.
Şu an, yorganın altına geri dönüp saklanmak istiyorum. Pazartesi beni bulamasa keşke. Salı olana kadar yorganın altında kalsam ve sonra sevimli bir salı sabahına gözlerimi açsam çok şahane olurdu.
Ama benden beter durumda olanlar var. Misal ilkokul öğrencileri. Sabah mahmurluğu içinde o ulvi göreve hazırlanma telaşı. Karında bir ağrı ve süt içmiycem isyanları. Hastayım galiba mızırdanmaları eşliğinde kapı dışarı edilip, kös kös okul yoluna düşülmesi ne trajiktir. Ondan daha trajik durumda olanlarsa, kreşe bırakılan okul öncesi garibanlardır. Kreş ve anaokulu sorunsalı.
En çok onlara üzülüyorum. Evin ve yatağın sıcaklığından çekilip, aynı kaderi paylaşan diğer kürek mahkumlarıyla bir binada aktive içine girme mecburiyetleri yok mu? Böyle düşününce, kendi durumum cennette rahat bir köşe gibi kalıyor.
İçim dışarısı kadar kapalı işte. Bir anaokulu çocuğu gibi mahsun ve aksiyim şimdi.
Neyse, pazartesiye başlamam gerek.