19 Ağustos 2010 Perşembe

Kırkın Yarısı

Sen, buraya neden geldiğini bilmiyorsun aslında. Trende birinin Lingshan'dan, Ruh Dağı diye bir yerden söz ettiğini duymuş olman sadece bir rastlantı. O adam karşında oturuyordu, senin çay fincanın onunkinin yanındaydı ve trenin sarsıntısı fincanların kapaklarının birbirine çarparak şangırdamasına neden oluyordu. Fincanlar birbirine çarpmaya devam etseydi ya da bir süre sonra çarpmaz olsaydı, her şey o kadarla kalacaktı. Ama kader, senin o adamla aynı anda, fincanların yerini değiştirmeye niyetlenmeni istedi ve tam o sırada fincanlar sustu. Bakışlarınızı başka bir yöne çevirdiğiniz an şıngırtı tekrar başladı. Ellerinizi aynı anda uzattınız ve ses kesildi. Hiç bir şey söylemeden güldünüz. Fincanların yerini değiştirdiniz ve konuşmaya başladınız. Ona nereye gittiğini sordun.
- Lingshan'a.
- Nereye?
- Lingshan'a Ruh Dağı'na.

Ege'yi uyuturken kitap okumaya başladım. Az önce Gao XINGJIAN'la ilk tanışmaları gerçekleşti. İlk 20 sayfada huzurlu bir uykuya daldı. Bende kitabı kapattım. Tüm kitabı bu şekilde ona okumaya karar verdim.

Beni zor zamanlarda kendi içime döndüren ve orada beni sarıp sarmalayan yegane kitaptı Ruh Dağı. İyileştiren türden. Ege bunu bilmeli bence.

Ege doğalı 20 gün geçti bile. Ben halen onu kucağımda aldığımda bu benim mi? diye sormadan edemiyorum. Benim çocuğum var. İnanasım gelmiyor!

Unutmadan not düşmem gereken şeyler var. Mesela, 10 Ağustos akşamı nihayet göbeği düştü. Bende bu küçük kuru göbek kordonu parçasını elimi uzattığım ilk Marquez kitabının arasına koydum itinayla. Şimdi orada beklemede Marquez'den feyz alır mı? Bilmem. geçtiğimiz pazar akşamı ateşlendi! Bense ülser olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum. Gece yarısı acile gittik. Mikrobik bir durum olabilir dediler. Fitil ve Calpol verdiler iki gün kullandım şimdi iyi. Tabi yüzündeki kırmızı sivilceleri saymazsak! Dünden beridir bu kızarıklık baş role oturdu. İsilik galiba. Annem ilaçlar dokundu diyor ama bence isilik. Her gün yıkıyoruz ama oldu işte.
Bense fena değilim. Tiz perdeden ağlarken bile şip şak alt değiştirebiliyor bir kolumda onu tutarken diğeriyle biberon hazırlıyorum filan. En büyük isteğim bu yapış vıcık lanet yazın bir an önce bitmesi. Memelerle ilişkisi tamamen iptal. Kan ter içinde ağlarken bende inatla ağzına tıkıştırma derdindeyim. Bir iki çekiyor sonra kafayı sağa sola buruşturup kocaman ağzıyla ağlama moduna geçiyor. Sütte çağlamadığından fazla cebelleşemiyoruz. Üyesi olduğum emziren annelerin paylaşımlarıyla coştukları siteler beni benden almakta. Hele gögüsten taşan sütüyle mücade eden anneler yok mu? Allah'ım ben yok diye dertleniyorum kimisi de fazlalıktan yakınmakta :)

Genel bir uyuşukluk hali her daim üstümde. Az uyku ve mama hazırlama mecburiyeti insanı yoruyor elbette. Oysa emzirebilsen gece gece alırsın koynuna iş biter ama gecenin bir körü kalk su kaynat, ılıt mama koy, çalkala, içilecek ılıklığı bekle bu arada Ege son ses arya söylemekte tabi. Biz kavga dövüş ilerliyoruz işte. Ben anne olmaya o benim oğlum olmaya alışacak elbette.

Sahi, emmiyor ama kalbimin üstünde uyumayı çok seviyor. Karnı doyduğunda uykuluyken yandan bir gülümseyişi var ki, böyle bir çapkın gülüş görmedim ben.

Kızlar yandınız valla benden söylemesi :)

16 yorum:

  1. Mama hazirlarken pratik bir yontem;
    her daim termosta sicak su; olcecegi miktarin 1/3 u kadaar sicak termostan, gerisini kaynamis sogumus sudan koyup ideal icecek sicakliga ulasabilirsin.

    Oyle boyle buyuyor bi sekilde, uzme kendini, ben yedim bitirdim zamaninda daha fazla anne sutu alsin diye, bak buyudu iste.

    YanıtlaSil
  2. olcecegi yazmisim, icecegi olacakti ;
    90cc veriyorsan, 30 cc termostan kaynar su, 60 cc kaynamis sogumus su seklinde.

    YanıtlaSil
  3. surekli guncelleme yazip yer kapliyorum kusura bakma ama, nolur beni bloklama bu son yorumum :))

    aklima geldi; tabi Ege mamayi daha sicak, daha soguk seviyor olabilir, bir iki deneyip ideal orani :) bulursunuz.

    cok anliyorum ben seni biliyor musun? icim ezilirdi emzirme lafi gectikce cunku. hala da biraz eziliyor belki. ama alternatifi var en azindan

    YanıtlaSil
  4. Kiraz sevdası, işgal etmek ne demek. Sınır yok istediğin kadar yaz :)

    Ben bu mama hazırlama olayını hep taze kaynamış suyla yapmaya şartlandığımdan sıkıntı yaşıyorum ama dediğin doğru. Birde bazen mesela iki biberon mama hazırlayıp buzdolabına koyuyorum gece biberonu kaynamış suda ılıtıp veriyorum ama içim rahat etmiyor sanki mama bozulmuş gibi geliyor. Oysa anne sütüde aynı mantıkla veriliyor sonuçta.
    Kendimi üzüp duruyorum işte!.

    Emziremeyenler neden bir site açmıyor. Bizde birleşelim kardeşim biberonla besleyen annelerinde bir sürü derdi var nihayetinde :)

    YanıtlaSil
  5. kısmeti değilmiş üzülmeye değmez sıkmayın canınızı onunla yaşamanın tadını çıkarın bencede
    bi şekilde büyüyolar nasıl olsa önemli olan o anı iyi değerlendirip kıymetini bilmek.
    sıcaklar bitince isilikte biter kaygılanmayın bence
    sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Utku'nun annesi, bu isilik olayı hoş olmadı ama sıcaklık bebekleri kötü yapıyor işte.

    Süt olayını aşmaya başladım artık. Ne yapalım böyle oldu işte.

    YanıtlaSil
  7. Canım Ruh Dağı... ben de Nazlı'ya dünta çocuk klasiklerini okurdum:)) Ama aklıma gelmiş olsaydı en sevdiğim kitabı okurdum ben de...

    Ege'nin bir blog dolusu ablası teyzesi var, hayatta sırtı yere gelmez O^nun...

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  8. Lalenin bahçesi, ne güzel söylediniz teyzeleri var oğlumun hepsi bir birinden güzel insanlar. Çok şanslıyız.

    Size sıkıca sarılıyorum. Havada sıcak ama olsun idare edin :)

    YanıtlaSil
  9. Ruhdağıcım,
    sanırım seni en iyi anlayanlardan biri de benim:(
    benim de ilk günlerde sütüm olmuş ama gittikçe çoğalacağına azalmıştı. 16.günde mamaya başlamıştık ufak ufak 23.günde oğlum komple mama içiyordu. ilk 16 günde çektiklerimizi ben bilirim.
    sonrasında da gerek evimize gelen bakıcı kadının gerekse de başkalarının "şöyle sütüm vardı, bir memeden emzirirken diğerinin altına bardak tutardım, bardak taşardı" benzeri hikayeleri sadece benim kendilerinden nefret etmeme neden olurdu. bu hikayelerin emziremeyen annelere bir faydası olmuyor ve böyle konuşmaların anneye bir faydası değil zararı dokunduğunu bilemiyorlar. ben hatta böyle sinir bozucu konuşanlara "herkesin sütü olacak diye birşey yok!" deyip kestirip atardım. doktorum senin karşında böyle konuşanları, konuşturma, kes at demişti.
    sütüm olsun diye aylarca ne kadar çırpındığımı anlatamam:
    süt yapıcı çaylar (10 TL den 39 TL ye kadar), kompostolar, günde litrelerce içilen sular, helvalar, maydanozlar, naneler (geçenlerde dr.ibrahim saraçoğlu'ndan duydum, bunlar sütü çoğaltmak yerine tam tersine azaltıyormuş)(bunları yemem gerektiğini de yine herşeyi çok bilen eş dost söylemişti), GNC den alınan ısrgan otu, bira mayası hapları..en sonunda methpamid süt yapıyor diye duymuş. onu bile içmiştim. sonunda oğlum ajite bir bebek oldu onu da bıraktım.
    hiiiçç kafana takma.. bunu gerçekten inananarak yürekten söylüyorum.
    hala daha emzirmeyle ilgili bir şey konuşulsa gözlerim dolar. oğlumda en ufak bir sağlık problemi olsa hemen sorarım doktora "emziremedim ben" ondan olmuş olabilir mi diye? şimdiye kadar evet onun da etkisi vardır diyen bir doktor çıkmadı karşıma.. (bu seni biraz rahatlatır umarım) buradan emzirme karşıtı olduğum anlamı da çıkmasın tabi:)
    kim, hangi anne ister, bebeği emmek isterken, açken onu aç bırakmayı? ben şöyle emzirdim, böyle emzirdim, oohhh şöyle sütüm vardı, bööyyle torbalarca diye anlatan insanlar biraz da bizim gibi insanlar karşısında emzirebilme üstünlüğünü kullanıyor diye hasta bir düşünce içine bile girdim. bugünkü aklımla sadece emziremeyen bir anne karşısında biraz daha dikkatli konuşalım lütfen diyebiliyorum.
    sen iyi ol bebebeğin de mutlu olacaktır. emziren anneleri falan da okuma artık. bir gün emziremeyen anneler grubu kurulursa ben de varım:)

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. ömür boyu kollarında kalbine yakın olmaktan en çok mutluluk duyduğu insan sen olacaksın biricik annesi.

    YanıtlaSil
  13. Anne müdürü, içimdeki her şeyi sen layıkıyla yazmışsın eline sağlık :) Dediğim gibi artık aştım kafamı takmıyorum. Lakin geçen gece ateşlenince aklıma hemen emziremediğim yüzünden olduğu gelip çöreklendi. Üzüntüden çok kötü bir mide ağrısı çektim anlatamam. Elimde değil hep anne sütü alabilse duygusunu egale edemiyorum.

    Judy Abbot, canımsın. Mim yazın süperdi. Harikasın.

    YanıtlaSil
  14. ruhdağıcım, benim yiğenimin de 2 aylık bebeği ar, o da mama veriyor ..geceleri şöyle yapıyomuş, genelde mama isteği aşağı yukarı aynı saatlere denk geldiğinden, o saatte daha uyanmadan mamayı veriyomuş, uykusunu açınca ciyaklaması daha uzun sürüyo çünkü..aklında olsun diye yazdım

    YanıtlaSil
  15. Yazını 1 aylık bebeği olan bir arkadaşıma önerdim.Yazılarını çok seviyorum sevgili ruhdağı.

    YanıtlaSil
  16. Funda, bende onu ayarlamaya çalışıyorum ama bazen ayarı kaçıyor :) Düşe kalka öğreniyoruz işte.

    Red Riding Hood, teşekkür ederim. Aslında epeyce saçmalıyorum bu ara ama yine de sevmen çok hoşuma gitti :)

    YanıtlaSil