8 Ocak 2010 Cuma

Boşluk...

Hayat hiç bir zaman bize kolaylık sunmamıştı. Hep tırnaklarımızla bir yere geldik. Hep üç kuruşun hesabı yapılırdı. Hep yarın ne olacak diye düşünmek gerekirdi.
15 yaşından beridir çalışıyorum. Hem okul, hem iş oldu hayatımızda. Stajyerdim o zamanlar ve aldığım o minicik parayı kuruşu kuruşuna anneme verirdim. İçim huzur dolardı eve bir katkım var derdim. Çalışma en mühim şey oldu hep. Bir zaman Atatürk Oto Sanayi Sitesinde bir fabrikada çalıştım. 18 yaşındaydım. Atölyeye inerdim. Kara soğuk metal grisi kaynak kokardı. Soğuktu hep. İşçilerin arasında ustabaşına revize edilen bir parçanın çizimini götürmek için o atölyeyi bir uçtan diğerine kat ederdim. İlk zaman tedirgin olmuşlardı AR-GE' de genç bir kız çizim yapıyor. Nasıl biri acep? Allah var kimse terbiyesizlik etmemiştir, yaşıtım olanlar bile. Çünkü erkek gibi giyinirdim, silik olmaya çalışırdım mümkün olduğunca. Bende sizdenim mesajı verirdim o zaman işçilerde rahat olurdu.

Sonra seneler değişti, iş konuları değişti. Yıllarca yollarda giderken işçilere üzülürdüm. İETT 'nin kapılarından taşan İstanbul'un bir ucundan diğerine işe yetişme derdinde olan insanlara içim ezilirdi. Annem kendine neden üzülmüyorsun?, sende her sabah yollarda o arabalardasın derdi. Ama ben mutlu oldum hep. Hiç bir üzüntüm yoktu. Annem babam yanımdaydı kardeşlerim vardı. Hepimiz iyiydik, mutlu bir yuvamız vardı. Hep huzurluyuz diye şükrederdim.

Sonra neden bilmem her şey tepetaklak oldu. Tam işlerimiz iyi derken, biraz ferahlamışken, yarını emniyet altına almışken, babam gidiverdi. Yok yere terk etti bizi. Öylece, zaman duruverdi. Kulaklarımda korkunç bir uğultu göz yaşlarından kör olmuşken kalıverdim. Ben 22, Banu 17, Burcu 10 yaşındaydı daha.
Hiç saygısızlık yapmamıştık babama, hiç bir akşam o gelmeden yemek yememiştik, en güzel porsiyonu ona koymak için yarışırdık, içimde hep sevgi saygı vardı o zaman nedendi? Başka bir kadın için terk edilmek ne demekti?
Ben 22 yaşında bunu anlayamazken, Burcu daha 10 yaşında bunu anlayabildi. Büyüdü bir günde, bana ağlama abla derdi. Üzülme ne yapalım?

Hayat kaldığı yerden devam etmek zorundaydı ve ettide. Yine çalıştık yine ailemize baktık, giden bir babaya el açmadık hiç bir zaman. Artık kalanlar içindi her şey. Ama her işte bir eksik yan vardı, içimde bir boşluk oldu, kara, derin, çirkef bir çukur. Hep üstüne toprak attım hep o boşluğu doldurmaya çalıştım. Hayattaki tek gönül sızımdı babam. Düşünmemeye çabaladım. Annemi ayakta tutmaya çabaladık. Bir şekilde kaldıda. Bizde kendimizi düşünmedik o zaman acep ben ne haldeyim? diye sormak gelmedi aklıma. Çok sonra evlilik arifesinde yemez içmez biçimde bir yatakta 1 ayım geçince anladım benim artık tek bir sıkıntıya bile tahammülüm kalmamıştı. Artık sinir sistemim çökmüştü hepten. Sönmüş bir balon gibiydim. Hep cenin pozisyonunda neden babam yok diye düşünmeye başladım. Neden ben evleniyorum ve o yok? Erimek diye bir şeyi gözümle gördüm. Sessizce kusmayı öğrendim annem üzülmesin diye ama yinede o halimle annemi çok üzdüm. Hemde çok üzdüm.

Sonra oda geçti. Depresanlar ve başkaca her şeyle iyi oldum. Olmak istedim aslında. Her şey gibi oda arkaya atıldı. Hiç anılmak istenmedi bütün gün bir şeftaliyi kusmadan yeme çabaları ve asla iyi olamıycam ben diye dertlenmeleri filan her şeyi maziye havale etmiştik. Evlenmiştik ve artık başka sorumluluklar vardı. Düşünülecek daha başka insanlar, başka problemler vardı. Yani hayat hiç mola vermiyordu. Artık bir arkana yaslan, mutlu ol demiyordu. Mutluluk hep arkasından üzüntüyü getiriyordu. Her üzüntü, içimdeki o kara çirkef boşluğu büyütüyordu.


Artık bu sene bizim yılımız olsun diye düşünürken yine olamadı. Artık bizde aile olalım derken hevesimiz kursağımızda kaldı. Bütün sıkıntıları egale eden başka bir şeyle boğuşmaya başladık dünden beridir.
Kayınpederimin beyninde kötü huylu bir tümör olduğunu öğrendik dün. Müdahale için geç kalınmış olan bir tümör. Memo hep ağlıyor ve o ağlarken içimdeki o boşluk beni yutuverecekmiş gibi oluyor. Birden hayat duruverdi yine. Her şey anlamsızlaştı. Kendimi birden uçurumdan aşağı düşüyor gibi hissettim. Kulaklarımda yine o lanet uğultu vardı. Ağladım anneme dedim ki, neden ben bu kadar kadersizim anne? Neden mutlu olmak bu kadar zor?
Sevdi beni sadece, bebeğini düşün kendini yıpratma dedi. Artık sende annesin.
Oysa ben artık hiç bir şey olmak istemiyorum. Kendimi çok yorgun ve bütün sorumluluklarından kaçmak isteyen biri olarak görüyorum. Bir yorganın altına büzüşüp kalmak ve hiç bir şey düşünmek istemiyorum. Ama hayattan kaçamıyorum. Onun eli hep ensemde. Artık beni üzme diye sayıklayıp duruyorum umutsuzca.

Cumartesi günü Kastamonu'dan İstanbul'a gelecekler ve pazartesi doktor randevumuz var. İstanbul'da ki teşhis ne olacak? ameliyat şansı var mı? veya başka yerlere sıçrar mı? hiç bir şey bilmiyoruz. Tek bildimiz zorlu bir sürecin bizi beklediği.

İsyan etme öğretildi hep çocukluktan beri. Allah'a isyan edilmez. Etmiyorum zaten ama sitem edemez miyim? Edebilirim bence.
İçimdeki o kara boşluk artık büyümesin, artık üzmesin hayat bizi ne olur? Bir es versin bir nefes aldırsın artık. Bir mucize olsun ve her şey çok iyi olsun. Yine tek derdim kusma telaşı olsun ne olur?

Sadri ALIŞIK filmde hakime soruyordu ya, buda mı gol değil Hakim Bey? diye.
Bende Tanrı'ya soruyorum, buda mı gol değil, buda mı?

18 yorum:

  1. ben yazının başından sonuna kadar direnen ayakta duran güçlü çok güçlü bir kadın gördüm yine öyle ol... bazen ağır gelse de hatta çoğu zaman neden dedirtse de her şey bizim için... dilerim son olur dilerim yaşanan onca ağır şeye eklenmez yenileri ama bence her şeye rağmen yine de içini boşaltan babanın yerini hayat eşin elinden geldiğince doldurmuş ya da bize yansıyan o...

    dilerim iyileşir kayınpederin dilerim 2010 yine senin yılın olur bebişinle beraber...

    Çok çok geçmiş olsun...

    YanıtlaSil
  2. Merhaba
    Bu blogu yeni kesfettim okudugum en bir ilk yaziydi. Su anlattiginiz seyi kismen yasadim ve simdi o gunlere bir gidip geri geldim. Bizim hikayemiz mutlu sonla bitmisti. Umarim sizinki de oyle olur, bir yol vardir, umarim guzel haberler alirsiniz.

    YanıtlaSil
  3. Canım,
    Üzülme desem, bu da geçer desem, neye yarar bilmiyorum. Hayat bazımıza torpil geçer gibi görünürken bazılarımızı da biraz fazla sınıyor sanki. Ama ben bu sınamaların arkasında hep çok büyük ödüller olduğuna inandım. Senin ödülün o içindeki bebecik, o sana gösterecek aslında hayat ne kadar güzel, herşeye rağmen yaşamaya değer. ne kaybedersen et, o senin en büyük kazancın olacak, göreceksin. Bırak da bebiş seni iyileştirsin.

    YanıtlaSil
  4. Kötü başladı diye bir şey kötü bitmez, her iyinin sonuda iyi gelmez. Sen o otobüslerde , minübüslerde değil de özel arabanla işine gidip gelen biri olsaydın, Memo'yu tanıyamayacaktın o minübüs de. Hayatından Memolu kısımları çıkardığını düşün ve hayatına şöyle bir bak. İşte boşluk o. Siz babanın boşluğuna karşı dört kişi olmuşsunuz.

    Ben modelistlik yapıyordum. Tekstil işcisi eğitimsizdir ve hep onlara bir şeyler anlatmak zorundasındır.Aynen senin gibi oldum ilk başlarda . Ama sonra bir gün Ağrı'lı bir çocuk, gülerek yanıma geldi, - dün akşam yengem - Lale Abla televizyona çıkınca bana göster dedi, dedi. O kadar söz etmişler ki evde benden, kadın beni ünlü biri sanıyormuş. O an sıkıntım geçti. Hayat böyle salak bişi, verdiğinin mutlak bir bedeli var.

    Şu anda yaşadığın her şey acı , tatlı ne varsa hepsi ama hepsi unutulacak geçecek , bir bakmışsın çocuğunla elele yürüyorsun. Annen çok haklı tek odaklanman gereken şey bebeğin bence de. Bir gün Sezen Aksu bir röportajında, acılarımı artık beni yıpratmasına izin vermeden çekmeyi öğrendim demişti. Ne tuhaf bir cümle demiştim ama şimdi ne doğru diyorum. Evet çok gol yemişsin ama attığın golleri say yarın da bize. Nasıl keyifli olacak bak...
    Yazın beni öyle bir şey yaptı kiş, yorum bile kopuk kopuk oldu. Ama sen ne demek istediğimi anladın işte..

    YanıtlaSil
  5. çok üzüldüm... hayat denen şey genelde zor ve mutsuz anlardan ibaret zaten bir çoğumuz için. onu yaşanabilir kılan sanırım, ara sıra yaşadığımız kısacık mutluluklar...

    YanıtlaSil
  6. of be ruhdagi amma hirpaliyorsun kendini, sikintilar bir yana birde sen varsin kendine acimayan, hayat boyle birsey acilariyla tatlilariyla oldugu gibi kabul etmek lazim. Hala mucadele ediyorsun herseyle birak biraz her zaman daha kotusu var onu dusun ve mutlu ol. Bende babami 22 yasinda kaybettim hemde burada yazamayacagim kadar korkunc bicimde, olmule basa cikmak kolay degil biliyorum, ben de 14 yasimdan beri calisiyorum o yuzden cephanem cabuk bitti, 2 senedir calismiyorum ama bardagin dolu taraflarini gormek,kendimize acimayi birakmamiz, hayatin surprizlerini kacirmamak lazim. Ben seni tanidigimda bebegim olmuyor diye uzuluyordun simdi o bebege iyi bakma zamani, annen hakli bebegin icin teget gecsin sikintilar. gec artik isyan asamalarini kabullen, o zaman biraz daha kolaylasiyor hersey.

    YanıtlaSil
  7. Ruhdağı,
    Yazını okurken bir damla yaş düştü iş yerinde oturduğum masamda. Bir kaya oturuverdi göğsümün üzerine.
    Aynı şeyleri yaşamışız. En terketmemesi gereken kişi tarafından terkedilmişiz. Ve şimdi evlilik arifesinde aynı şeyleri yaşıyorum. "neden yok"
    Yok işte kabul etmekten başka çare de yok.

    Umarım çabucak mutlu sonla atlatırsınız başınıza gelen kötülükleri.
    DAha önce de olduğu gibi "güçlü ol"

    YanıtlaSil
  8. Çok geçmiş olsun..:( Umarım İstanbul'daki doktorlardan daha ümit verici şeyler duyarsınız ve güzel gelişmeler olur.. Ama gidişat ne olursa olsun bebişin hepinize güç ve moral vereceği kesin. Kendine ve Memo'ya dikkat et, lütfen.. Çünkü artık siz de birer anne ve baba sayılırsınız..
    Sıkıntılarınızın bir an önce geçmesi dileğiyle..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  9. ben ne salağım ruhdağı, ben çok daha önceki postlarından birinden baban öldü sanmıştım, meğer başkaymış, özür dilerim öncelikle, yanlış anlamışım... memoyu çok iyi anlıyorum, ben istanbulda yaşarken annem de tümör teşhis etmişlerdi. 5 yıl oluyor. tellefonda öğrenmiş, kendimi koyacak yer bulamamıştım.. hatta istanbula geldiler başka bir doktor için. Sana gittiğimiz o doktorun adını bulup vereceğim, bana bir arkadaşım vermişti, annesinin beynindeki tümör beynin 70% ini kaplamışken ameliyatla düzeltmişti. Bir de o doktor izmirde kime gittiğimizi sormuştu, Nurcan Özdamar izmirdeki doktorun adı. (izmire gelebilirlerse bu doktoru da tavsiye ederim) Çok iyi bir doktor sizin istanbula gelmenize gerek yokmuş demişti. Annem? Anneminki meğer doğuştan küçük bir kitle imiş, doktor doktor dolaştı, her 6 ayda bir MR lar çektirdi, hiç büyüme görülmedi. yani kıyamam boşa telaş yapmışmış. Sizinkinde de aynı olmasını dilerim. Anadolu yakası acıbadem hastanesinde bir doktordu, adını bulabilirsem ileteceğim. seni çok seviyoruz biz arcayla, arca arkadaşını sağ salim bekliyor, sen de onun için iyi ol e mi:)

    YanıtlaSil
  10. Canım Ruhdağı, ne desem, nasıl desem... Faydası olur mu bilmem ama sanal dünyada bile bunca sevenin, düşünenin, dua edenin, destek olanın var. Gerçek dünyada fazlası vardır eminim. Biliyorum hiç kimse dolduramaz o boşluğu (belki azıcık Memo), ama acını azaltır o insanlar.

    Zor günler yaşarken o yorganın altından çıkmaz istemez insan, ama gökyüzünü unutmamalı yine de. İçindeki o canı, elini tutan ve sana şu an çok ihtiyacı olan Memo'yu ve mutluluğu haketmiş olan kendini düşün. Hırpalama kendini. Kayınpederin için dua edeceğim. Senin için de dua edeceğim.

    Ama emin ol, bebeğin geldiğinde, onu kucağına aldığında, içinde o sert esen rüzgarın yerini tatlı bir meltem alacak. İçine dolan huzuru hissedecek ve başını sen bile farketmeden o yorganın altından yavaşça çıkarıp, gökyüzüne bakacak, mutlulukla derin bir nefes alacaksın emin ol.

    YanıtlaSil
  11. Bu da gol olsa ne olacak ki? Bize dusen sadece onumuze bakmak.
    Cok sikintilar yasamissin, anliyorum seni. Benzer sekilde babamla omrum billah derdim oldu, olacak. Cok sevdiginden kiriliyor insan. Benim sevgim kizginliga donusmus durumda. Kimsenin sende o boslugu acmaya hakki yok. Izin verme buna.
    Insan zoraki guclu olmak istemiyor, dayatilmis bir sey bu. Belki de tum zayifliklarinla yeni hayatina yogunlasmali.

    Memo da bununla yasamayi ogrenecek elbet. Benim iki kardesimde de kanser cikmisti, iyiler simdi ama o zamanlar yasadiklarimiz cidden kotuydu. Insan ogreniyor basina geleni cekmeyi, onune bakmayi. Bazen umutlar hep bosa cikiyor.
    Hayat adil degil ama bize her zaman yeni kapilar da aciyor.

    Ikinize de sabir, guc diliyorum. Sikica sarilin birbirinize, yavruyu dusunun. Yavru umut veriyor insana, her sey cok guzel olacak dedirtiyor.

    YanıtlaSil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Kendini ne kadar hırpaladın ya. Ben bu blog aleminde en güzel yazıları yazabilenlerden biri olarak görüyorum seni. Tüm bunları bırakıp yazı yazmaya yoğunlaşsan, içinin zehri akıp gitse. Affet demesi kolay biliyorum ama affetmek, affedeblmek içini temizleyebilecek tek şeydir. Ondan sonrası beyazlaşır. İnsan acıdan geçmeden yol alamazmış ve yolun gerisi hep mutlulukmuş unutma ..

    YanıtlaSil
  14. Ablam üzülme demek belki çok kolay gibi gözükecek sana ama değil bir yandan seviniyorum senilerin birikimini bir şekilde yazark da olsa içinden atmana ama okurken gözlerim de dolmadı değil seni ve aileni az da olsa yakından tanıyan biri olarak Banu'şumla beraber büyümüş biri olarak yılların sana ve aile neleri getirdiğini ve neleri götürdüğünü biliyorum en azından ... Tekrar üzülme ablacım anneciğininde dediği gibi sende artık bir annesin ve bebeğine çok güzel sinyaller vermelisin ki o da senin ve kardeşlerin gibi şahane biri olu versin ...Seviyorum sizleri kocaman öptüm .Ayrıca çok da geçmiş olsun ablacım benim .

    YanıtlaSil
  15. Bu da gol değil..Bir şekilde herşey gelip geçecek ama sizden çok şey almasın diye savaşacaksın bu sefer..Herşeyi bozmasın diye.
    Lütfen çocuğunu düşün hem ona zarar gelecek diye kayınbabanın bile içi eriyordur,en azından ona iyi bakacağından emin olsun.. En büyük mutluluğu odur şimdi.
    Düşünsene onun soyadını taşıyan ondan bir parça hayata bırakacak..İnsanın yaşam gayesi de bu değil mi..?

    YanıtlaSil
  16. ne kadar da trajik bir hayatın varmış (!)

    YanıtlaSil
  17. Acil şifalar diliyorum..İstanbul Üniversitesi bünyesinde yakın zamanda(Uğur Dündar öncülüğünde) bir kanser merkzei açıldı.Profösörün ismini ne yazık şu an anımsayamadım.Fakat Dünyanın en gelişmiş cihazlarıyla donatılmış bir merkez haline geldi bu hastane.Tümörü lazerle ameliyat gerektirmeden eritebildikleri konusunda bilgi vermişti.Araştırırsanız bulacağınızdan eminim..Yine benzer bir merkez daha var sanırım(lezarle tümör eriten)..Umutsuzluğa kapılmayın lütfen.Sevgi ve selamlarımla.

    YanıtlaSil