Akşam dokuz oldumu her şey suskunlaşıyor. Çünkü o uyuyor. Evin tüm neşesini yanında alıp götürüyor. Mis kokusunu, şen gülüşlerini, her şeyini derleyip toparlayıp, sarıldığı battaniyesiyle yatağına alıyor.
Bana kalan derin bir özlemdir şimdi. İki adım ötedeki odada uyuyor olması buna engel değil. Sudan bahanelerle odasının kapısına gidip içeri dikizliyorum. Evvela o mis kokusu geliyor odadan, sonra huzurlu dingin nefes sesleri ve ben tarifsiz bir sarhoşlukla usulca çıkıp salona geçiyorum. Elimde bilmem hangi kitap, aklımda oğul.
Ah! bir sabah olsada yine kavuşsak...
Ne güzel yazmışsınız, ne samimi ne sıcak, geldi o mis koku ve huzur buraya kadar...
YanıtlaSilama olmaz ki çok özendirici bir yazı olmuş bu :)
YanıtlaSiluyudu mu, sabaha kaç saat kaldı diye parmak hesabı yapardım. Ne tuhaf bir şey anne olmak.
YanıtlaSilO koku yok mu o koku nasıl baş döndürücü. Can'ın bizde olduğunu kapıdan girmeden anlarlardı.
Sevgimle
Kiraz çekirdeği, ne güzel sevindim halimi anlamınıza :)
YanıtlaSilPippi haşmet, yok be... :)
Lalenin bahçesi, annelik hafiften delilik demek bence :)
Kokusu uyurken bir başka oluyor ama ya :)
Sevgiler.
yerler senin o güzel oğlunuuu !!!
YanıtlaSilokuyunca da insanın canı çekiyor ha! hemen gidip yapası geliyor insanın.
bu arada iş konusunu ne yaptın ? evden olabilecek gibi mi?